İnsan... 
Nisyan ile mâlül, aslına uzak, çamur oluşuny unutup altın olduğunu zanneden zât. 
Tarih boyunca başına gelen fenalıkları, hayvan-ı nâtık (konuşan hayvan) kimliği ile bilâtereddüt (tereddütsüz) işleyip, dünyaya sahip olma hayali kuran varlık. 



Dünyaya hükmetme hayali, tüm değerlerini yitirmiş kimselerin elinde bir silah gibi âdeta. İnsan mı kötülüğü işliyor, kötülük mü insanı kullanıyor, bu bir muamma. Vicdanı olan karıncayı incitemezken, insana kıymak, insandan faydalanmak, ancak kalbi katılaşmış birinin içinden gelse gerek. Bir bebeği annesinden ayırdığınızı düşünebiliyor musunuz? Ya rastgele bir eve bomba atabildiğinizi?  Bizim kıyamadığımız değerler, bir başkasının gözünü kırpmadan yapabileceği kadar basitleşmiş durumda. Bunu düşünmek tehlikeyi, yapılan evhamın boşuna olmadığınu açıkça ortaya koyuyor. Zaten birileri çokça kaygı
duymamızı, fakirleşmemizi ve bu sayede aklımızı sağlıklı kullanamamızı istiyor. Mesela Epstein meselesi... Neden şimdi bilerek açığa çıkarılıyor? İstense bu kadar önemli isimlerin bulunduğu bu olayın hiç değilse bu kadar şeffafça konuşulması engellenemez mi? Neden her kanalda PKK haberleri tükenmek bilmiyor? Neden sosyal medyada şu gün elektrikler kesilecek, şu kadar zaman sular olmayacak, yeraltı sığınakları hazırlanıyordiye ortalık  velveleye veriliyor?  Önceden "bu mesajı 10 kişiye gönder şu kadar gün sonra şu dileğin gerçek olacak" mesajları vardı. O mesajlar nereye gitti , neden kayboldu? Belki de yaklaşık on yıldır içimizden bir kişiye bile bu mesaj gelmedi. Yani anlıyoruz ki hile oyun hep var ama maske değiştiriyor. 
            Dünyamız var olduğundan beri kötülük hep olmuştur ama hiçbir devirde bu kadar sinsi bir kötülük potansiyeli olmamıştır sanırım. 
Çok bilinen bir tavır var ; Masonluk. Böyle kavramları küçümsememek lazım. Zira icraatları bir şekilde bize dokunuyor. Saklanmıyorlar ki. 
Copin Albencelli "Masonluk gizli değil de ağzı sıkı bir cemiyettir " demiş bile. Bir açık çıkaran kimse de Karahanlı misali  kendini kulenin dibinde bulur. "Merhamet edin " desede  kâretmez. Yazıma bu cümleler ile başlıyorum ki bu dünyada akışta yaşayarak , kendini şu veya bu şey ile eğlendirerek babaocağı gibi güvende olmadığımızı bilelim. Herkes sen ben gibi uyanayım yemek yiyip işe gidip geleyim kadar basit hayaller kurmadığı için , insanlık demek muamelesi görüyor.  Psikolojik olarak sosyal medya ile deneniyoruz. Ağzımıza kaysa da bitmeyen bir reels tereyağı ve yeni insanlarla tanışarak heyecanlanılabilecek bal diye tasavvur edilenleri ekmeğe sürüp veriyorlar. Diziler ile kafa uyuşturup, alışveriş çılgınlığı ile iç dünyamıza dönmeyi zorlaştırıyorlar ki irademiz yok olsun. E iradesi olmayan canlıya da tam tasmayı nereye git dersen gitsin. Cidden tüm bunların yalnızca komplo teorisi olduğunu düşünüyor olamazsınız. 
       Bugün elde etme isteği, -kişinin hele bir de duruşu ve değerleri zayıfsa- ona her şeyi yaptırabilir. İnsanlar yüksek meblağlar karşısında namus yoksunu dizilerde oynayabiliyor, söylemeye utanacağımız şarkılar yazabiliyor, bebekleri katledenlerin ürünlerinin reklam yüzü olabiliyor. Bu kimselerden nefret de etmiyoruz çünkü şirin bir profil çiziyorlar. Bir de bot hayran kitleleri açılıyor ki sonrası cıngış kıyamet. Bot bir kitle ücret mukabili henüz patlamamış bir dizinin tweetlerini atıyor editlerini hazırlıyor bu da akla yeni bir heyecan bulmaya ve tavlamaya yetiyor. Sonra o karakterlerin hastası dizinin şarkının müdavimi oluyoruz ve farkında mısınız bunları sevmek konuşmak bir günümüze yetiyor. İrademiz zayıflıyor. Günler gâlesiz ve boş geçtikçe boşluk hissi artıyor ya alışveriş ile ya da yemek ile boşluğı doldurmaya uğraşıyoruz. Tabi ki dolmuyor. Sonra depresyon. Depresyondan kurtulamadıkça akıl sağlığı bozuldukça da insanın sapamayacağı saçmalık, zırvalık kalmıyor. Dizilerdeki sadakatsizlik kafalara heyecan olarak yerleşiyor, evli olmak berbat gösteriliyor , boşanmaya teşvik ediliyor. Bu son cümlede ASLA VE ASLA SON DERECE GEREKLİ OLAN BOŞANMALARI KÖTÜLEMİYORUM. Bir insan bir insana dünyada cehennemi yaşatıyorsa elbette yolları ayırmak en sağlıklısı ama, evlilik fikrinin baştan kö tükenmesinin kastediyorum. Evlilik berbat, çekilmez değildir. Doğru insan ile yapılsa da ağır sorumlulukları vardır fakat uzun vadede kişiyi en doğru versiyonuna yönlendirerek, ruhundaki boşluğu gerekli şekilde doldurmasını sağlar. On aylık bir bebeğim var gurbetteyim ve bazen yemek yapmak bile zor ama  on ayda kastettiğim yolu, oluşturduğum stratejileri bu yaşıma kadar tanımıyordum. Bugün eskisinden daha güçlü bir ruha sahibim elhamdülillah. Geriye baktığımda zor günler görsem de bunlar beni bir ateş gibi dövdüler ve içimdeki cevheri ortaya çıkardılar. Aşık olarak evlendim hala eşimin en büyük hayranıyım ama "Aşk evliliği öldürür" ü yalnızca korkunç bir zebani olarak görüyorum. Zira aşk amaç değil araçtır. Evlenmek, bebek sahibi olmak, işe gitmek, kısacası yaşadığımız her bir olay Mario'daki gibi bir bölümdür. Depresyon, kaygı, zorluklar da bölüm canavarlarıdır. Maneviyat Mario'nun boyunu büyüten bir mantar, Allah dostları canavara ateş etmemizi sağlayan güç çiçeğidir. Hani Mario' da o çiçeği alabilmek için zıplarız ve kafamızla bir tuğlaya vururuz mantar yukarıdan çıkar ve aşağı doğru harekete geçer de onu yakalamaya çalışırken canavarlar da alttan bize değmeye çalışır ama onların üstüne basıp çiçeği yetişiriz ve sınırsız ateş etme hakkı kazanırız. Yine aynı şekilde Mario 'da bir fırsat da parlayan yıldızı alabilmek tır. Onu aldığımızda Mario 'nun vücudu yanar dönerli olur ve Mario'ya değen canavar ölür. İşte gerçek hayatta da bu tıpkı böyledir. Ateş etmek, yıldızı kazanmak asıl amaç değildir ki bölümü bitirmek asıl amaçtır . Oyun kurucu Mario 'ya bir çok fırsat vermiştir. Gerçekte de insan hile ve vesveslerin üstüne basarak salih zâtları yakalayıp şeytana karşı sınırsız bir ateş hakkı kazanabilir. Üzerine yıldız gibi bir zırh giyip kendine doğrultulmuş fitne oklarını zarar görmeden atlatabilir. Bahsi geçen Masonlar'ın ve daha bir çok kötü gücün amacı bizi mantarsız,çiçeksiz,yıldızsız,canavarlara yakalatmak ve dünyadan bir çok Mario eksilterek zevk-ü sefa içinde hüküm sürmektir. Herhangi bir inanış, siyasi görüş farketmeksizin bu oyun herkesin üzerinde oynanmaktadır. Kafamızı yaşadığımız dünyaya çevirip akıl nimetini kullandığımızda bu pisliğin lâşe kokusunu her burun çok net duyacaktır.
       Şöhretli mason Proudom der ki;
"Prensibimiz bütün dinlerin çökertilmesi, hareket noktamız da hiçliktir. İnkar etmek, çalışma metodumuzdur. Ve bunlar bizi öyle bir yere getirmiştir ki, dinin yerinde dinsizlik, politikada anarşi, ekonomide şahsi mülkiyetin olamayacağı esası mevcuttur".
Şu söz günümüz dünyasını açıklamıyor mu? 
Günümüz pohpohçu ve benmerkezli psikolojinin bir silah olduğu hakkında da Fichte şöyle söyler;
"Hümanizma, kelimelerin en tılsımlı olanıdır. Beşer zaafını kötüye kullananların en geçerli silahıdır. Adayı, kutsal ve büyüleyici bir sesle bu kelime dikkatleri üzerine çekerken, dinleyicileri de cehaletlerinin karanlıklarıyla kuşatır"
Masonluk kitabı sayfa 146 da şöyle bir ibare geçer ; " Dini eğitim verenler hapse atılırken, din ve vatan düşmanı devrim yobazları, şehirlerini serbestçe kusabiliyorlardı" . Bu ibare tarihimize ışık tutarken ne kadar da heybetli görünüyor değil mi? 
Peki daha kan donduran bir şey duymaya hazır mısınız? O zaman Reuner' ın şu sözünü size pasladım gitti ;
"Maksada ulaştıran her yol geçerlidir".
İsterseniz size attığım bu pası out olması pahasına sahanın dışına çakın. Bir düşünelim maksat nedir? Maksat her ne ise ona giden her yolun mübah oluşu bizi ıskalayabilir mi? Tedbirsiz isek asla. 
Bir başka ihbar eden devam edelim. 
"İngilizler'in God (Allah ) 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öze Dönüş

MEVZUMUZ ;DEHB

ZAMANLARA TANIKLIK ETMEK